Skip to main content

Hızlandırma Programları

Donanım girişimciliği, prototip geliştirme aşamasından itibaren hızla artan bir karmaşıklık seviyesine ulaşır. Ürün, yalnızca teknik işlevselliğini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda üretilebilir, sertifikasyon standartlarına uygun, kullanıcı geri bildirimlerine göre optimize edilmiş ve gerçek bir pazar için olgunlaştırılmış olmalıdır. Girişimci bu aşamada genellikle yalnız değildir; ancak doğru rehberlik, stratejik bağlantılar ve etkin karar alma mekanizmaları olmadan bu karmaşık yol haritasını tek başına yönetmek oldukça güçtür. Bu noktada, hızlandırma ve kuluçka programları önemli bir rol oynar.

Birçok kişi hızlandırıcıları yalnızca sermaye sağlanan platformlar olarak algılasa da, özellikle Türkiye bağlamında bu algı yetersiz kalmaktadır. Donanım girişimleri için hızlandırıcıların temel işlevi, girişimin kapasitesini artırmak, belirsizlikleri azaltmak ve pazara giriş sürecini sistematik bir şekilde yönetmektir. Bu nedenle, hızlandırıcıları “ürün geliştirme sürecine entegre edilmiş bir yönetim katmanı” olarak değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Türkiye’deki programların büyük çoğunluğu, klasik Amerika Birleşik Devletleri modelinin aksine, girişimcilere doğrudan sermaye yatırımı sağlamamaktadır. Bunun yerine, mentorluk, eğitim, çalışma alanı, müşteri bağlantıları ve kurumlarla iş birliği gibi daha pratik ve doğrudan fayda sağlayan destekler sunmaktadır. Özellikle donanım geliştirme alanında faaliyet gösteren bir ekip için bu hizmetlerin değeri, çoğu zaman doğrudan sermaye yatırımından daha yüksektir. Zira Türkiye’de bir donanım girişiminin başarısız olmasının temel sebepleri, finansal yetersizliklerden ziyade, hatalı teknik kararlar, yetersiz iş modeli, zayıf üretim planlaması ve yetersiz sertifikasyon bilgisi gibi faktörlerdir. Nitelikli bir hızlandırıcı programı, bu tür hataların önlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır.

Hızlandırma programlarının Türkiye’deki ikinci önemli rolü, kurucuyu izolasyondan kurtarmaktır. Donanım girişimciliği genellikle içe dönük bir faaliyet olup, mühendis prototip geliştirme sürecine yoğunlaşırken, tasarımcı veri toplama aşamasında zorluklar yaşayabilir ve iş geliştirme ekibi ürünün hazır olmaması nedeniyle bekleme durumunda kalabilir. Hızlandırıcılar, bu döngüyü kırarak ekiplerin düzenli hedef belirlemesini, gelişimlerini raporlamasını, mentorlarla etkileşimde bulunmasını ve diğer girişimlerle aynı tempoda ilerlemesini sağlar. Bu yapı, ilk kez şirket kuran girişimciler için önemli bir disiplin sağlar.

Türkiye’deki hızlandırma programları, sektörel iş birlikleri açısından da büyük önem taşır. Birçok hızlandırıcı, bankalar, telekomünikasyon şirketleri, teknoloji firmaları veya belediyelerle iş birliği içinde çalışmaktadır. Bu sayede girişimciler, henüz erken aşamada potansiyel büyük müşterilerle tanışma fırsatı yakalarlar. Donanım ürünlerinde karşılaşılan en zorlu süreçlerden biri olan “ilk müşteri bulma” sorunu, bu ekosistem içerisinde doğal olarak çözülür.

Son olarak, Türkiye’de bir hızlandırıcı programına katılmanın en kritik avantajı, girişimcilerin hatalarını aylar sonra değil, günler içinde tespit edebilmesidir. Donanım projelerinde her yanlış karar, prototipin gecikmesine, sertifikasyon sürecinin uzamasına ve üretim hatalarının artmasına neden olabilir. Hızlandırıcılar, özellikle donanım alanında tecrübeli mentorlardan oluşan havuzları aracılığıyla bu hataları erken aşamada tespit etmeyi sağlarlar. Bu erken farkındalık, tek başına bir girişimin başarısızlıktan başarıya dönüşmesine katkıda bulunabilir.

Türkiye’de Hızlandırıcı Türleri ve Donanım Girişimleri İçin Değerleri

Türkiye’de hızlandırma ve kuluçka programları, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gibi tek bir modelden oluşmamaktadır. Ülkemizde karşılaşılan yapı, daha parçalı ve çok daha çeşitlidir. Ancak bu çeşitlilik, donanım girişimcileri için bir dezavantaj teşkil etmeyip, aksine ihtiyaçlarına uygun ortamın seçilebilmesi açısından bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye’de hızlandırıcıları temel olarak üç ana kategori altında değerlendirmek mümkündür: teknopark kuluçkaları, kurumsal hızlandırıcılar ve kamu destekli programlar. Her birinin yapısı ve sağladığı değer farklılık göstermektedir. Dolayısıyla, bir donanım girişimi için doğru programın seçimi, girişimin hangi desteğe gerçekten ihtiyaç duyduğunun anlaşılmasıyla mümkündür.

  1. Teknopark ve Üniversite Kuluçkaları

Türkiye’de hızlandırıcı modelleri arasında en yaygın olanı, teknoparklar içerisinde konumlandırılmış kuluçka merkezleridir. Bu merkezler, erken aşama girişimlere fiziksel alan, şirket kurulum süreçlerinde kolaylıklar, vergisel avantajlar, öğrenci ve akademisyenlere erişim imkânı, prototip atölyeleri ve mentorluk hizmetleri gibi kapsamlı altyapı desteği sunmaktadır. Donanım ekipleri açısından bu merkezlerin en kritik değerleri şunlardır:

  • Prototipleme alanı Çeşitli teknoparklarda 3D yazıcılar, elektronik laboratuvarları ve mekanik atölyeler bulunmaktadır. Bu tesisler, ev veya küçük ofis ortamlarında gerçekleştirilemeyecek çok sayıda denemenin yapılmasına olanak sağlamaktadır.
  • Akademik uzmanlık ve öğrenci iş gücü Donanım projeleri, özellikle elektronik, makine mühendisliği, gömülü yazılım ve endüstriyel tasarım alanlarında çok disiplinli niteliktedir. Üniversite ekosistemine yakınlık, bu disiplinlerin her birine kolay erişim imkânı sağlamaktadır.
  • Vergisel avantajlar ve şirketleşme kolaylığı Teknoparklar, AR-GE yasası çerçevesinde girişimcilere önemli mali avantajlar sunmaktadır. Bu avantajlar, özellikle donanım ekiplerinin yüksek maliyetli prototip geliştirme süreçlerinde kritik bir rol oynamaktadır.
  • Kurumsal bağlantılar Çeşitli teknoparklar, bulundukları şehirlerin sanayi yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Donanım geliştiricileri için her bir tedarikçi, potansiyel üretici veya mühendis ile karşılaşma, bir sonraki prototip karar sürecini kolaylaştırmaktadır.

Bu yapılar genellikle yatırım yapmamaktadır; ancak Türkiye’de donanım geliştiren bir ekip için ilk aşamada ihtiyaç duyulan unsurlar yatırım değil, altyapı, mentorluk ve hız kazanımıdır.

  1. Kurumsal Hızlandırıcılar

Son yıllarda bankalar, telekomünikasyon şirketleri, e-ticaret platformları ve büyük teknoloji firmaları kendi hızlandırma programlarını hayata geçirmiştir. Bu programların çoğunluğu yazılım odaklı görünse de, donanım girişimcileri için beklenenden daha fazla değer taşımaktadır. Zira donanım sektörünün en büyük zorluklarından biri, müşteri doğrulaması ve kullanım senaryolarının belirlenmesidir.

Kurumsal hızlandırıcıların donanım girişimlerine sağladığı temel avantajlar şunlardır:

  • Gerçek sektörel geri bildirim Bir Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazı geliştiriyorsanız, Workup veya Türk Telekom Pilot platformları, gerçek müşteri davranışları ve kullanım verileri sağlayarak laboratuvar ortamında elde edilemeyecek değerli geri bildirimler sunar.
  • Kurumsal entegrasyon fırsatları Cihazınızın bir bankanın POS ekosistemine veya bir telekom operatörünün IoT platformuna entegre edilebilmesi, pazara giriş sürecinizi önemli ölçüde hızlandıracaktır.
  • Test ortamları ve gerçek saha koşulları Tarımsal Nesnelerin İnterneti (IoT) çözümleri geliştiren kuruluşlar için, bir belediye tarafından sağlanan tarım arazisi; enerji izleme cihazları geliştiren kuruluşlar için ise bir sanayi tesisinin test hattı son derece değerli bir kaynak teşkil etmektedir.
  • Kurumsal mentorluk Girişimcilik becerilerinin yanı sıra, katılımcılar sektör hakkında derinlemesine bilgi edinirler; bu bilgi, regülasyonlar, saha operasyonları, bakım süreçleri ve lojistik gerçeklikler gibi unsurları kapsar. Donanım ürünleri için en zorlu bilgi bu “saha bilgisi”dir.

Bu programların çoğu finansal yatırım sağlamasa da, sundukları kurumsal doğrulama, bir donanım girişiminin değerlemesini ve pazara giriş hızını önemli ölçüde artırır.

  1. Kamu Destekli Hızlandırmalar (TÜBİTAK BİGG vb.)

Türkiye’de erken aşama donanım girişimlerinin en sık etkileşimde bulunduğu program TÜBİTAK BİGG hattıdır. BİGG, geleneksel hızlandırıcı programlarından farklı olarak yatırım sağlamaz; bunun yerine hibe sunar. Ancak bu hibe yalnızca finansal destekten ibaret değildir; aynı zamanda önemli bir yapı ve kaynak seti de içerir.

  • Zorunlu iş modeli eğitimleri
  • Proje yazımı mentorlukları
  • Pazar doğrulama süreçleri
  • Teknik/teknolojik fizibilite çalışmaları
  • Proje yürütme disiplini

Donanım girişimcileri için BİGG programının en önemli etkisi, girişimcileri sistematik düşünmeye yönlendirmesidir. Prototipin teknik olarak işlevsel olması BİGG programı için yeterli bir kriter teşkil etmemektedir. Program, girişimcilerden pazar segmentinin tanımlanması, hedef kitleyle etkili iletişim kurulması ve ürünün çözüm sunduğu spesifik sorunun net bir şekilde belgelenmesini talep etmektedir. Bu kapsamlı belgelenme süreci, girişimcileri ilk kez proje yönetiminin temel prensipleriyle tanıştırır. Bu farkındalık, çoğu zaman ürünün başarısı veya başarısızlığı arasında belirleyici bir rol oynar.

Türkiye’de Hızlandırıcıların Donanım Girişimlerine Katkısının Değerlendirilmesi

Türkiye’de donanım geliştirme sürecinde faaliyet gösteren ekipler, ortak nitelikte yapısal zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu zorluklar, genellikle ürünün teknik gelişiminden ziyade, iş modeli, pazar doğrulaması, sertifikasyon bilgisi, üretim planlaması, network eksikliği ve ekip içi disiplin gibi konulardan kaynaklanmaktadır. Hızlandırıcıların temel değeri, bu zorlukların üstesinden gelmede yatmaktadır. Her hızlandırıcı, girişimlerin karşılaştığı belirsizlikleri azaltarak, bir dizi sorunu çözülebilir ve yönetilebilir bir hale getirir. Bu etkinin daha iyi anlaşılması amacıyla, Türkiye’de yaygın olarak karşılaşılan zorluklar üç aşamalı bir model çerçevesinde ele alınacaktır.

  1. Sorun: Prototip çalışıyor ama ürün hâline gelemiyor

Donanım girişimcilerinin karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri, ürünlerinin teknik olarak işlevsel olmasına rağmen, üretilebilirlik, dayanıklılık, sertifikasyon veya kullanıcı deneyimi gibi kritik alanlarda yetersiz kalmasıdır. Bu aşamada girişimciler, genellikle teknik detaylara yoğunlaştıkları için, pazara giriş stratejilerinin belirlenmesi konusunda zorluk yaşayabilirler.

Hızlandırıcı müdahalesi:

  • Ürünleşme planı oluşturulur (MVP → Pilot → Beta → Seri üretim).
  • Teknik riskler ve bağımlılıklar belirlenir.
  • Sertifikasyon gereklilikleri ortaya konur.
  • Mentorlar tarafından düzenli teknik gözden geçirme yapılır.

Girişimci, ürünleşmenin temel olarak bir proje yönetimi disiplini olduğunu idrak eder. Bu anlayış, prototip aşamasından nihai ürüne geçiş süresini önemli ölçüde kısaltır ve maliyetleri optimize eder.

  1. Sorun: Ürünün gerçek müşterisi belli değil

Türkiye’de sıklıkla karşılaşılan bir durum, ürünün varlığına rağmen hedef müşteri profilinin net bir şekilde tanımlanmamasıdır. Bu durum, donanım girişimlerinin aylarca yanlış yöne ilerlemesine neden olabilir.

Hızlandırıcı müdahalesi:

  • Hedef müşteri segmentleri belirlenir.
  • Müşteri görüşmeleri için rehber oluşturulur.
  • Program, girişimi kendi kurumsal partnerleriyle görüştürür (bankalar, belediyeler, sanayi tesisleri).
  • İlk pilot uygulamalar için bağlantılar sağlanır.

Kazanç:

Ürün, soyut bir kavram olmaktan çıkıp somut kullanım senaryolarına entegre edilir. Girişimci, müşteri perspektifini benimseyerek “müşteri dili”ni kavrar ve iş modeli netlik kazanır.

  1. Sorun: Üretim planlaması ve tedarik zinciri belirsiz

Türkiye’de üretim süreci, birçok girişimci için karmaşık ve belirsiz bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygun üreticiyi temin etmek, teklif alma süreçlerini yönetmek ve kalıp ile tooling maliyetlerini doğru bir şekilde tahmin etmek gibi zorluklar, girişimcilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer almaktadır.

Hızlandırıcı müdahalesi:

  • Deneyimli mentorlar üretim sürecinin adımlarını açıklar.
  • Tedarikçi listeleri, üretici ağları paylaşılır.
  • Türkiye’de üretilebilecek parçalar ile yurtdışında yapılması gerekenler ayrıştırılır.
  • Girişimci, gerçek maliyetlerle yüzleşir ve ürün fiyatlamasını daha doğru kurar.

Kazançlar:

Üretim süreci, belirsizlik unsuru olmaktan çıkarak yönetilebilir bir yapıya kavuşur. Bu durum, ürün geliştirme döngüsünün daha öngörülebilir hale gelmesine olanak tanır.

  1. Sorun: Sertifikasyon gereklilikleri bilinmiyor

Türkiye’de geliştirilen donanımların önemli bir kısmı, CE, LVD, EMC, RF testleri, IP koruma sınıfları veya tarımsal cihazlarda TAREKS süreçleri gibi teknik gereklilikler konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan piyasaya sürülmektedir. Bu durum, yanlış kararlar alınmasına ve projelerin aylarca gecikmesine neden olabilmektedir.

  • Sertifikasyon yol haritası çıkarılır.
  • Bir ürünün hangi testlere girmesi gerektiği ve maliyetleri netleştirilir.
  • Program partnerleri (laboratuvarlar, test merkezleri) ile yoğun iletişim sağlanır.

Girişimci, sertifikasyonun üretim sonrası bir aşama değil, tasarım aşamasında entegre edilmesi gereken bir süreç olduğunu idrak eder. Bu stratejik yaklaşım, hem maliyetlerin hem de geliştirme süresinin önemli ölçüde azaltılmasına olanak tanır.

  1. Sorun: Ekip disiplini ve zaman yönetimi sağlanamıyor

Donanım geliştirme ekiplerinde, teknik yoğunluğun getirdiği zorluklar nedeniyle iş planlaması, raporlama, sprint yönetimi ve hedef belirleme faaliyetleri sıklıkla ihmal edilmektedir. Bu durum, girişimlerin uzun bir süre boyunca “başarılı ancak ilerleme kaydetmeyen” bir yapıya bürünmesine yol açmaktadır.

Hızlandırıcı müdahalesi:

  • Haftalık veya iki haftalık hedef inceleme toplantıları yapılır.
  • Net bir zaman çizelgesi ve kritik kilometre taşları oluşturulur.
  • Ekip içi görev dağılımı düzenlenir.

Girişim, ilk defa profesyonel bir işleyişe ulaşmıştır. Ekip, teknik yoğunluğa rağmen ilerleme kaydedebilme yeteneğine sahiptir.

  1. Sorun: Network eksikliği

Türkiye’de donanım girişimleri, genellikle kapalı bir ekosistem içerisinde faaliyet gösterir. Bu durum, üreticiler, tedarikçiler, test merkezleri, regülasyon uzmanları ve potansiyel müşteriler gibi kritik paydaşlarla olan ilişkilerin kısıtlanmasına neden olmaktadır.

Hızlandırıcı müdahalesi:

  • Sanayi tesisleri, belediyeler, teknoloji şirketleri ve kurumsal partnerlerle bağlantı kurulur.
  • Sektörel uzmanlarla birebir mentorluk sağlanır.
  • Doğru tedarikçilere hızlı erişim sunulur.

Girişim, aylarca sürebilecek bağlantıları birkaç hafta içerisinde tesis edebilir. Bu hız, Türkiye’de donanım geliştiren her ekip için çarpan etkisi yaratmaktadır.

Bu model, hızlandırıcıların Türkiye’deki gerçek değerini somut bir şekilde ortaya koymaktadır: Donanım girişimcisi için hızlandırıcı; yatırım değil, risk azaltma, hız kazanma ve hataları erken tespit etme mekanizmasıdır.

Türkiye’deki Başlıca Hızlandırıcı Modelleri

Türkiye’de hızlandırıcı ekosistemi, yazılım odaklı bir yapıya sahip gibi görünse de, doğru bir şekilde değerlendirildiğinde donanım girişimleri için oldukça güçlü bir araç niteliğindedir. Her hızlandırıcı modeli aynı değeri sunmamaktadır; bazıları teknik mentorluk konusunda uzmanlaşmışken, bazıları kurumsal erişim imkânları sağlamakta, bazıları ise gerçek saha testleri için olanaklar sunmaktadır. Bu nedenle, bir donanım girişiminin, kendi ihtiyaçlarına en uygun programı seçebilmesi için mevcut hızlandırıcı yapıların temel karakteristiklerini anlaması büyük önem taşımaktadır.

Aşağıda, Türkiye’de donanım geliştirme çalışmaları yürüten ekiplerin gerçek hayatta en fazla fayda sağladığı hızlandırıcı kategorileri, net ve anlaşılır bir çerçeve içerisinde ele alınmaktadır:

Teknopark Kuluçkaları (İTÜ Çekirdek, Teknopark İstanbul Kuluçka, ODTÜ ATOM, YTÜ Yıldız Kuluçka vb.)

Türkiye’de donanım ekiplerinin çoğunluğunun ilk temas noktası ve en yüksek değer üreten yapı, teknopark kuluçka merkezleridir. Bu merkezler, bir hızlandırıcıdan çok daha fazlasını sunmakta; kapsamlı bir ekosistem oluşturmaktadır.

Donanım girişimlerine sunduğu avantajlar:

  • Fiziksel prototip imkânları 3D yazıcılar, CNC makineleri, elektronik laboratuvarları ve test cihazları gibi altyapılar, Türkiye’de bir girişimcinin tek başına kuramayacağı karmaşık ve yüksek maliyetli sistemlerdir. Bu tür altyapılar, iş ve teknik standartlara uygun olarak tasarlanmalı ve işletilmelidir.
  • Akademik danışmanlık ve öğrenci desteği Gömülü yazılım, mekanik tasarım ve elektronik devre gibi alanlarda üniversite içi uzmanlık, önemli bir avantaj sağlamaktadır.
  • AR-GE teşvikleri Girişimcinin, yüksek donanım maliyetleri nedeniyle karşılaştığı finansal zorluklar, teknopark teşvikleri ile erken aşamada hafifletilmektedir.
  • Şirketleşme, kira ve operasyon maliyetlerinin düşmesi Bu programlar yatırım yapmamaktadır; ancak teknik altyapı, mentorluk ve ekosistem desteği sayesinde donanım ekiplerinin doğrudan verimlilik sağladığı en temel platformu sunmaktadır. Fikri olan bir ekip için ideal bir başlangıç alanı yaratır.

Kurumsal Hızlandırıcılar (Workup, Lonca, Türk Telekom Pilot, Arçelik Garage Programları, Vodafone V-Lab, BTM, Yapı Kredi Fast FRWRD vb.)

Her bir hızlandırıcı, farklı bir sektörde uzmanlaşmıştır. Donanım girişimleri açısından, bu programların değeri, yatırım sağlamaktan ziyade, kurumsal müşterilerle erken temas kurma fırsatları sunmalarında yatmaktadır.

Donanım girişimlerine sunduğu avantajlar:

  • Gerçek saha testleri Akıllı sensörler, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazları ve enerji ölçüm sistemleri gibi ürünler için şirketlerin sahaları, test alanı olarak kullanılmaktadır.
  • Kurumsal teknolojilere entegrasyon Telekomünikasyon IoT platformları, bankacılık POS sistemleri ve enerji izleme çözümleri, donanımın tek başına satılamadığı sektörlerde kritik bir avantaj sağlamaktadır.
  • Pazar doğrulaması Bu ürünün hedef kitlesini belirlemek için laboratuvar ortamında yapılan araştırmalar yeterli olmayıp, saha çalışmaları ve müşteri geri bildirimleri de kritik öneme sahiptir.
  • Kurumsal mentorluk Türkiye’de donanım girişimleri için regülasyon, saha operasyonları ve bakım-onarım döngüleri gibi konuların öğrenilmesi oldukça zordur. Bu programlar, donanım girişimlerine “müşteriyle birlikte ürün geliştirme” pratiği kazandırarak, teknik mentorluktan daha değerli bir deneyim sunar.

Kamu destekli programlar (TÜBİTAK BİGG, KOSGEB Endüstriyel Uygulama, UNDP Innovate Türkiye vb.), klasik hızlandırıcılardan farklı olarak yatırım yerine disiplin, süreç ve kanıta dayalı bir iş modeli geliştirilmesine odaklanır. Donanım girişimlerine sunduğu avantajlar şunlardır:

  • Proje yazma disiplini Donanım geliştirme planı, ilk defa bir sisteme entegre edilmektedir.
  • Regülasyon ve sertifikasyon farkındalığı BİGG mentorluk programlarında gerçekleştirilen teknik fizibilite değerlendirmeleri, donanım ekiplerinin potansiyel olarak önemli hatalardan kaçınmalarına yardımcı olmaktadır.
  • Sosyo-ekonomik etki analizi Özellikle tarım, enerji, çevre ve sağlık sektörlerinde donanım projelerinin hayata geçirilmesi için kritik öneme sahiptir.
  • Doğru iş modeli oluşturma Hibe temin etmek isteyen girişimcilerin, hedef müşteri kitlesini net bir şekilde tanımlamaları gerekmektedir. Bu programlar, teknik açıdan işlevsel ancak iş modeli yetersiz birçok girişimi, sürdürülebilir bir işletmeye dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

Üretim / Donanım Odaklı Özel Programlar

Türkiye’de görünürlükleri sınırlı olsa da, donanım ekipleri için son derece değerli birer yapı taşıdırlar. Zira doğrudan üretim ve endüstriyel altyapıya erişim imkânı sağlamaktadırlar.

Donanım girişimlerine sunduğu avantajlar:

  • Endüstriyel üretim standartlarına erişim Kalıp, tooling, elektromanyetik uyumluluk (EMC) odaları ve endüstriyel test laboratuvarları.
  • Üretim mühendisliği mentorlukları Tasarımdan üretime dönüşüm sürecinde meydana gelen kritik hatalar, erken aşamada tespit edilerek giderilmektedir.
  • Kurumsal kalite yönetimi ile tanışma ISO 9001, ISO 13485, PPAP, FMEA ve DFx gibi süreçler, Türkiye’deki birçok donanım girişimcisi tarafından programlar aracılığıyla ilk kez öğrenilmektedir.
  • Yüksek seviye prototipleme ekipmanları Bilgisayar Sayısal Kontrol (CNC), lazer kesim ve seri imalat simülasyonları gibi programlar, bir donanım girişiminin “amatör prototip” aşamasından “endüstriyel tasarım” aşamasına geçiş sürecini önemli ölçüde hızlandırmaktadır.

Sektörel Hızlandırıcılar (Enerji, Tarım, Sağlık, Akıllı Şehir Odaklı Programlar)

Türkiye’de son yıllarda tarım, enerji ve sağlık sektörlerinde hızlandırma modellerinin yaygınlaştığı gözlemlenmektedir. Donanım ekipleri için bu programların en önemli değeri, sundukları “niş uzmanlık”tır.

Donanım girişimlerine sağladığı avantajlar:

  • Sektör spesifik saha testleri Tarımsal IoT sensörleri tarım alanlarında, enerji izleme sistemleri endüstriyel tesislerde ve sağlık cihazları sağlık kuruluşlarında kullanılmaktadır.
  • Regülasyon danışmanlığı Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, TAREKS, Tıbbi Cihaz Düzenleme Kurumu (MDR) ve ilgili sağlık sertifikasyonları gibi çeşitli düzenleyici kurumlarla uyumluluk sağlanması gerekmektedir.
  • Uzman mentor ağı Donanım ekiplerinin kendi uzmanlık alanlarının ötesinde ihtiyaç duydukları alanlar şunlardır: tarım ekonomisi, tıbbi cihaz regülasyonu ve enerji verimliliği. Bu programlar, donanım girişimlerini teknik açıdan değil, sektörel açıdan olgunlaştırmayı amaçlamaktadır. Şimdiye kadar Türkiye’deki programların yapısal bir değerlendirmesini gerçekleştirdik. Şimdi ise okuyucu için daha kritik bir konuya odaklanacağız.

Uluslararası Donanım Hızlandırıcıları

Türkiye’deki hızlandırıcılar, donanım girişimlerine sağlam bir temel sağlamaktadır. Bununla birlikte, bazı ekipler ürünlerini küresel ölçekte konumlandırmak amacıyla uluslararası programlara yönelmeyi tercih etmektedir. Ancak, bu noktada önemli bir yanlış anlamaya dikkat çekmek gerekmektedir. Birçok girişimci, bu programlara katılımın yalnızca sermaye temini veya prestij kazanımı ile sınırlı olduğunu düşünmektedir. Oysa, uluslararası donanım hızlandırıcılarının en büyük katkısı, üretim, tasarım mühendisliği ve küresel pazar doğrulaması alanlarında sağladıkları desteklerdir. Bu programlar, bir girişimi küresel ölçekte konumlandırmak için çok katmanlı bir yapı sunmakta; ancak aynı zamanda çeşitli maliyet, zaman ve operasyonel zorluklar da barındırmaktadır.

Türkiye’den başvurmayı değerlendiren bir donanım ekibi, bu programların sunduğu değerleri ve potansiyel engelleri objektif bir şekilde analiz etmelidir.

HAX (Shenzhen / San Francisco)

HAX, aktif, güçlü ve tamamen donanıma odaklanmış bir hızlandırıcı programıdır.

HAX’in en önemli avantajı, Shenzhen şehrinde konumlanmış olmasıdır. Bu metropol, yalnızca uygun maliyetli üretim imkânları sunmakla kalmaz, aynı zamanda tedarik zinciri çeşitliliği, hızlı prototip oluşturma kapasitesi ve donanım odaklı mühendislik kültürü açısından küresel bir merkez konumundadır. HAX, bir fikri birkaç hafta içerisinde “ilk üretilebilir prototip” aşamasına taşıyabilen nadir programlardan biridir.

Türk girişimcileri için gerçek değer:

  • Çin’de tedarik zincirine erken erişim
  • Gerçek üretim maliyetlerinin öğrenilmesi
  • Endüstriyel tasarım ve mekanik mühendislik kalitesi
  • Küresel cihaz girişimleriyle aynı ortamda çalışma
  • ABD pazarına hazırlık

Zorluk:

  • Hong Kong/Çin vizesi
  • Program süresince uzun dönem yurt dışı konaklama
  • Başvuru kabul oranı çok düşük
  • Ürün Türkiye pazarına odaklı ise değer sınırlı olabilir

Brinc (Hong Kong / MENA / Asya)

Brinc, İnternet of Things (IoT), sağlık teknolojileri ve akıllı tarım gibi spesifik sektörlerde derinlemesine uzmanlığa sahiptir. Türkiye’ye coğrafi olarak yakınlığı, MENA bölgesiyle işbirliği yapmak isteyen Türk girişimciler için stratejik bir köprü niteliğindedir.

Gerçek değer:

  • IoT ve connected hardware dikeylerinde uzman mentorluk
  • Üretim doğrulama süreçlerinde hız
  • Dubai, Riyad, Doha gibi pazarlara açılma
  • Dikey odaklı eğitimler

Zorluk:

  • Maliyetler döviz bazlıdır
  • Ürün Avrupa veya Türkiye için optimizeyse, MENA odaklı destek her zaman örtüşmeyebilir

Startup Wise Guys – Donanım Dikeyi (Estonya / Avrupa)

Avrupa’nın en köklü hızlandırıcılarından biri olan Startup Wise Guys, son yıllarda “Donanım ve Üretim” dikey programını yürütmektedir. Türkiye’den birçok girişim, Avrupa pazarına açılmak için bu programa başvurmaktadır. Bu durum, Türk girişimcileri için ABD pazarına açılmaktan daha gerçekçi bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Gerçek değer:

  • Avrupa regülasyonlarını anlamak
  • CE standartlarına uygun ürün tasarımı için mentorluk
  • Avrupa dağıtım şirketleriyle bağlantı
  • Daha düşük yaşam maliyetleri / daha erişilebilir coğrafya

Zorluk:

  • Üretim altyapısı Shenzhen kadar hızlı değildir
  • Avrupa donanım pazarları daha yavaş ve uzun satış döngülüdür

MassChallenge Switzerland (Güçlü Donanım Ağı)

MassChallenge, yatırım veya hisse senedi alımı yapmamaktadır. Bununla birlikte, küresel bir ağ sağlamaktadır. İsviçre, enerji, Nesnelerin İnterneti (IoT), gıda teknolojileri ve endüstriyel otomasyon alanlarında önemli bir merkez konumundadır.

Gerçek değer:

  • Cenevre–Lausanne bölgesinde derin teknoloji ağı
  • Nestlé, Bühler, ABB gibi şirketlerle eşleşme
  • Ücretsiz hızlandırma modeli (equity-free)

Zorluk:

  • Seçicilik yüksektir
  • Donanımların İsviçre pazarına uygunluğunu kanıtlamak gerekir
  • Maliyetler yüksek

EIT Manufacturing / EIT Urban Mobility / EIT Health

EIT programları, Avrupa Birliği’nin derin teknoloji fonları tarafından desteklenen saygın girişimlerdir. Donanım girişimcileri için EIT Manufacturing, özellikle büyük önem taşımaktadır.

Gerçek değer:

  • Avrupa üretim tesisleriyle ortak projeler
  • EU sertifikasyon süreçlerinde rehberlik
  • Horizon Europe gibi büyük bütçeli projelere erişim
  • Avrupa içi networking

Zorluk:

  • Bürokrasi • İngilizce teknik doküman kalitesi çok yüksek olmalı
  • Takımların fiziksel olarak Avrupa’ya gidip gelmesi gerekebilir

Türk Girişimciler İçin Uluslararası Hızlandırıcı Programlarına Katılımda Karşılaşılan Zorluklar

Türkiye’den uluslararası bir hızlandırıcı programa katılım, yalnızca girişimcinin sahip olduğu yetenek ve ürün kalitesine bağlı olmayıp, aynı zamanda çeşitli operasyonel engellerle de karşılaşılabilmektedir.

Vize ve Uzun Süreli Yurt Dışı İkamet

HAX gibi programlar, katılımcıların 3 ila 4 ay boyunca Çin’de bulunmalarını gerektirmektedir. Bu durum, birçok girişimcinin vize sorunları nedeniyle programı yarıda bırakmasına neden olmaktadır.

Donanım Taşıma ve Prototip Lojistiği

PCB’ler, plastik parçalar, LiPo bataryalar ve radyo modülleri gibi donanım bileşenlerinin gümrük işlemleri sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Programın başlamasından önce prototip gönderimi bile başlı başına karmaşık bir operasyon olarak değerlendirilmektedir.

Finansal Sürdürülebilirlik

Bu bölüm yatırım alma konusunu kapsamamaktadır. Ancak, yaşam giderlerinin döviz cinsinden olması nedeniyle, program süresince Türkiye’deki gelir modelinin sürdürülebilirliği konusunda endişeler yaşanabilmektedir.

Ürün Odak Uyumsuzluğu

Örneğin, Türkiye pazarına yönelik bir tarımsal IoT ürünü, HAX gibi programlar için yeterince ilgi çekici olmayabilir. Bu programlar genellikle küresel pazar hedefi olan ürünleri tercih etmektedir.

Küresel Rekabet Farkı

Uluslararası hızlandırıcı programlarında yer alan ekipler, yalnızca donanım alanında değil, aynı zamanda iş modeli ve hız konusunda da oldukça agresif bir yaklaşım sergilemektedir. Türk ekiplerin bu rekabet ortamına uyum sağlaması zaman zaman zorluklar yaratabilmektedir.

Uygun Hızlandırıcı Programının Belirlenmesi

Bir hızlandırma programına katılım kararı, basitçe “başvuralım, kabul edilirse katılırız” şeklinde değerlendirilmemelidir. Özellikle donanım girişimleri için, yanlış bir programa dahil olmak, doğru programa katılmamaktan daha maliyetli sonuçlar doğurabilir. Donanım geliştirme, zaman ve kaynaklar açısından kısıtlı bir süreçtir; her bir yanlış yönelim, aylarca gecikmeye ve önemli finansal kayıplara yol açabilir.

Bu bağlamda, bir hızlandırıcı programının değerlendirilmesi sürecinde, öncelikle girişiminizin mevcut durumunu ve ihtiyaçlarını net bir şekilde tanımlamanız gerekmektedir. Bu ihtiyaçların, programın sunduğu imkanlarla uyumlu olup olmadığını tespit etmek, program seçiminde kritik bir rol oynar. Aşağıda sunulan on soru, bu uyumun en etkin şekilde değerlendirilmesine yardımcı olacaktır.

  1. Ürünün mevcut gelişim aşaması nedir?
  • Ürün henüz fikir aşamasındaysa, teknopark kuluçka merkezleri ve BİGG programları daha uygun bir seçenek olacaktır.
  • Prototip aşamasına ulaşılmışsa, kurumsal hızlandırıcı programları ve üretim odaklı programlar daha anlamlı bir katkı sağlayabilir.
  • Ürün pilot aşamasına geçmişse, uluslararası programlar daha stratejik bir tercih olabilir.

Bu sorunun cevabı, program seçiminde %50 oranında belirleyici bir faktör olacaktır.

  1. Hedef Pazarınız Hangisidir: Türkiye, Avrupa veya Küresel?
  • Türkiye odaklı bir ürün geliştiriyorsanız, Türkiye’deki hızlandırıcıları, kurumsal programları ve BİGG gibi destek mekanizmalarını değerlendirmeniz önerilir.
  • Avrupa odaklı bir ürün geliştiriyorsanız, Startup Wise Guys ve EIT gibi programlar uygun seçenekler arasında yer almaktadır.
  • Küresel veya B2C pazarına yönelik cihazlar geliştiriyorsanız, HAX ve Brinc gibi hızlandırıcılar tercih edilebilir.

Hedef pazarınız ile programın coğrafi odağı arasında bir uyum sağlanması, hızlandırıcıdan beklenen değerin maksimize edilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

  1. Üretim Planınız Nedir?
  • Türkiye’de üretim yapmayı planlıyorsanız, Arçelik Garage, Teknopark İstanbul ve ODTÜ Teknokent gibi yerel destek merkezlerini değerlendirebilirsiniz.
  • Shenzhen’de üretim yapmayı planlıyorsanız, HAX gibi programlar uygun bir seçenek olabilir.
  • Avrupa’daki üreticilerle iş birliği yapmayı hedefliyorsanız, EIT Manufacturing ve MassChallenge CH gibi programlar değerlendirilmelidir.

Üretim lokasyonu, program seçiminde önemli bir rol oynamaktadır ve kararınızı önemli ölçüde etkileyebilir.

  1. Ekibinizin Yetenek Boşlukları Nelerdir?
  • Teknik yetkinlik eksiklikleri varsa, teknoparklar ve üniversite kuluçkaları gibi destek mekanizmaları faydalı olabilir.
  • Sektörel bilgi eksiklikleri mevcutsa, kurumsal hızlandırıcılar bu boşlukları doldurmanıza yardımcı olabilir.
  • Endüstriyel tasarım konusunda zayıflıklar varsa, Arçelik veya Vestel odaklı programlar destek sağlayabilir.
  • Üretim bilgisi eksiklikleri varsa, HAX, Brinc ve EIT Manufacturing gibi programlar bu alanda uzmanlaşmış destek sunmaktadır.

Hızlandırıcıların temel değeri, girişimlerin mevcut yetenek boşluklarını gidermelerine yardımcı olmaktır.

  1. Ürünün sertifikasyon gereklilikleri önemli bir yük oluşturmakta mıdır?

Enerji, sağlık, RF ve endüstriyel ürünlerde sertifikasyon, önemli bir yük getirmektedir. Bu bağlamda, sertifikasyon bilgisine sahip mentorları bulunan programların tercih edilmesi önerilmektedir. Türkiye’de Teknopark İstanbul ve Türk Telekom Pilot; global ölçekte ise EIT ve HAX gibi programlar bu alanda öne çıkmaktadır.

  1. Pilot çalışmaya ihtiyaç duyulmakta mıdır?

Tarım, enerji, akıllı şehir ve endüstriyel IoT gibi sektörlerde pilot çalışma temin etmek, en zorlu aşamalardan biri olarak değerlendirilmektedir. Pilot çalışma ihtiyacı söz konusu ise:

  • Kurumsal hızlandırıcılar (Workup, Lonca, Pilot)
  • Belediyelerle çalışan akıllı şehir hızlandırmaları
  • Enerji şirketlerinin dikey programları

Pilotaj desteği bulunmayan bir donanım ürününün müşteri edinmesi mümkün değildir.

  1. Hızlandırıcıdan beklentiniz nedir: hız, bilgi birikimi veya ağ oluşturma?

Girişimciler genellikle bu soruyu göz ardı ederler. Oysa hızlandırıcılar üç farklı değer yaratır:

  • Hız (HAX gibi)
  • Bilgi / mentorluk (teknopark kuluçkaları, EIT)
  • Network / müşteri (kurumsal programlar)

Bir programın güçlü yönleri ile bireysel ihtiyaçlarınız arasında bir uyum sağlanamaması durumunda, programın etkinliği azalacaktır.

  1. Programın belirlediği tempoya uyum sağlayabilir misiniz?

Bazı programlar oldukça yoğun ve zorlayıcıdır (örneğin, HAX ve Brinc). Diğerleri ise daha esnek bir ilerleme kaydetmektedir (örneğin, teknoparklar). Bir ekip oluşturmayı ve zaman yönetimi becerilerinizin bu tempoya uygun olup olmadığını değerlendirmeyi göz önünde bulundurun.

Türkiye’den bazı girişimler, HAX programının yoğun temposu nedeniyle programı tamamlayamamıştır. Karar verirken gerçekçi bir değerlendirme yapmanız önem arz etmektedir.

  1. Uzun süreli yurtdışı ikamet gerekliliği söz konusu mudur?

Bu sorunun cevabı, özellikle donanım girişimcileri için kritik öneme sahiptir.

  • Shenzhen’e 3 ay taşınmak herkes için mümkün değildir.
  • Avrupa programlarında kısa süreli ziyaret yeterli olabilir.
  • Türkiye’deki programlar tamamen yereldir.

Vize, ekip dağılımı ve işlerin aksaması gibi unsurlar göz ardı edilirse, program süreci şirket için zorlayıcı hale gelebilir.

  1. Programdan mezuniyet sonrasında yolculuğunuzun nasıl devam edeceğini değerlendirin.

Bazı programlar yalnızca sekiz hafta sürmekte olup, sonrasında tüm sorumluluk size aittir. Bazıları ise mezun ağı veya üretim partnerliği gibi uzun vadeli destek mekanizmaları sunmaktadır. Donanım girişimleri için “mezun ağı” oldukça önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Bu on soruluk çerçeve, bir donanım ekibinin kendi ihtiyaçları ile programların sunduğu değerler arasında doğru bir eşleşme sağlamasına olanak tanır. Böylece hızlandırıcı seçimi şansa bırakılmayarak bilinçli bir stratejik karar haline gelir.

Türkiye’den Uluslararası Hızlandırıcılara Başvururken Yapılan Yaygın Hatalar ve Çözümleri

Türkiye’den uluslararası bir donanım hızlandırıcısına başvuru süreci, heyecan verici olmasına rağmen, pratikte oldukça karmaşık bir yapı arz etmektedir. Başvuruların reddedilmesinin en yaygın sebebi, fikrin kendisi değil, başvuru dosyasının, ürünün veya ekibin uluslararası ölçekte beklenen “hazırlık seviyesine” ulaşmamış olmasıdır. Bu bölümde, Türk donanım ekiplerinin yıllardır tekrarladığı hatalar objektif bir şekilde ele alınmakta ve bu hatalara yönelik etkili çözümler sunulmaktadır.

  1. Hata: Ürünün teknik işlevselliğinin yeterli görülmesi

Birçok Türk girişimcisi, prototipin çalışabilir olmasını güçlü bir argüman olarak değerlendirir. Ancak, uluslararası hızlandırıcıların değerlendirme kriterleri bu noktada farklılık göstermektedir.

  • Ürün çalışması → minimum beklenti
  • Ölçeklenebilirlik → ana metrik
  • Üretilebilirlik → kritik kriter
  • Pazar uyumu → temel değerlendirme noktası

Çözüm:

Başvuru sürecine başlamadan önce, aşağıdaki üç hususu titizlikle değerlendirmelisiniz:

  • “Bu ürün nasıl üretilecek?”
  • “Tam olarak kimin hangi sorununu çözüyor?”
  • “Gelecekte hangi pazarlarda büyüyebilir?”

Teknik başarı, başvuru sürecinin yalnızca başlangıç noktasıdır, nihai hedef değildir.

İkinci Hata: Pitch Deck’in Mühendislik Dokümanına Dönüşmesi

Türk mühendislerinin doğal eğilimi, teknik detayları vurgulamaktır. Ancak, uluslararası hızlandırıcılar teknik raporlar değil, hikâyesi olan ve ölçeklenebilen bir iş modeli aramaktadır.

Çözüm:

Pitch Deck’in yalnızca %20’si teknik bilgiler içermelidir. Kalan %80 ise aşağıdaki unsurları kapsamalıdır:

  • pazar
  • kullanıcı
  • büyüme potansiyeli
  • üretim planı
  • ekip
  • iş modeli

Odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir. Teknik detaylar için “Appendix – Engineering Notes” hazırlanması önerilir.

  1. Hata: Program ile ürünün hedef pazarı arasında uyum eksikliği.

Örneğin:

  • HAX → küresel tüketici elektroniği veya hızlı prototip
  • Brinc → MENA / IoT / tarım teknolojileri
  • Startup Wise Guys → Avrupa B2B
  • MassChallenge → endüstri & gıda teknolojileri

Türkiye’den çok sayıda girişim, uygun olmayan programlara başvuruda bulunarak elenmektedir. Bu durumun önüne geçmek için, başvuru sürecinden önce 30 dakikalık bir araştırma yapılması önerilmektedir.

  • Program mezunlarını incele
  • Mezun ürünlerin hangi pazarlarda satıldığına bak
  • Programın saha uzmanlığına (IoT, tarım, sağlık, tüketici elektroniği) dikkat et

Başvurunuzun kabul edilme olasılığı, ürününüzün programın doğal akışına entegre edilememesi durumunda önemli ölçüde azalmaktadır.

  1. Hata: Üretim Planının Belirsizliği

Uluslararası hızlandırıcılar, özellikle donanım-odaklı HAX gibi kuruluşlar, başvurularda kapsamlı bir üretim planı görmek istemektedir. Ne yazık ki, Türkiye’den gelen birçok başvuruda bu kritik unsur eksiktir. “Türkiye’de üretiriz” ifadesi, yeterli bir üretim planı teşkil etmemektedir.

Çözüm:

Başvuru dosyanıza aşağıdaki beş maddenin eklenmesi gerekmektedir:

  • PCB üretim planı
  • Mekanik parçaların üretim yöntemi (enjeksiyon, CNC, sheet metal)
  • Tedarikçi listesi
  • Kalıp/kutulama maliyet tahmini
  • Aylık üretim kapasitesi planı

Bu bilgiler, donanım girişimlerini diğerlerinden ayıran en kritik farkı teşkil etmektedir.

  1. Hata: Ekip yapısının hızlandırıcı programının yoğun temposuna uygun olmaması

Uluslararası hızlandırıcılarda programın temposu oldukça yüksektir. Günde 10-12 saatlik çalışma ritmi, sürekli mentor görüşmeleri ve haftalık demolar gerçekleştirilmektedir. Türkiye’den bazı girişimler bu tempoya hazırlıklı olmadıkları için 2-3 hafta içerisinde zorluklarla karşılaşmaktadır.

Çözüm:

Başvuru öncesinde bir ay boyunca “deneme sprinti” gerçekleştirilmesi önerilmektedir.

  • Haftalık hedef belirleyin
  • Günlük ilerleme raporu yazın
  • Demo sunumlarını simüle edin
  • Teknik ve iş geliştirme aynı anda yürüsün

Bu ön değerlendirme, nihai programa kabul sürecinde önemli bir rol oynamaktadır.

  1. Hata: Uluslararası sertifikasyon gerekliliklerine dair farkındalığın yetersizliği

Bu durum, özellikle RF, tıbbi cihaz, enerji ve güvenlik sektörlerinde yaygın olarak gözlemlenmektedir. Başvurularda, ürünlerin yalnızca “çalıştığı” belirtilmektedir, ancak:

  • CE
  • FCC
  • RoHS
  • MDR
  • UL
  • IP67/68

Kritik regülasyonlar gibi önemli hususlar ele alınmamaktadır.

Çözüm:

Başvuru dosyanıza şu cümleyi ekleyin:

“Ürünümüzün gerektirdiği sertifikasyonlar: X, Y, Z. Bu sertifikasyonlar için ön fizibilite çalışmaları tamamlanmış ve ilgili test laboratuvarlarıyla iletişime geçilmiştir.”

Bu cümle dahi ciddi bir profesyonellik göstergesidir.

  1. Hata: Başvurunun “Türkçe İngilizcesi” ile kaleme alınması

Maalesef uluslararası başvurular için karşılaşılan en büyük engellerden biri bu durumdur. Cümle yapıları, kelime seçimi ve anlatımın netliği, başvurunun profesyonelliğini belirleyen temel unsurlardır.

Çözüm:

Başvuruyu İngilizce olarak yazınız ve bir “native speaker” veya uluslararası tecrübeye sahip bir mentor tarafından gözden geçirilmesini sağlayınız.

Başvuru dosyasının dili, ürünün kalitesini temsil eder.

  1. Hata: Hızlandırıcıdan elde edilecek değeri yanlış tanımlamak

Bazı girişimler, “yatırım almak amacıyla başvuruyoruz” şeklinde ifade vermektedir.

Uluslararası hızlandırıcılar, donanım tarafında yatırımla değil, hız, üretim uzmanlığı ve global network ile değer üretmektedir.

Çözüm:

Başvuru formunda şu ifadeyi açıkça belirtiniz:

Bu programa katılımımızın temel amacı, üretim süreçlerimizin optimizasyonu ve ürünümüzün küresel pazar stratejisinin etkin bir şekilde oluşturulmasıdır.

Bu yaklaşım, yatırım odaklı ekiplerden sizi ayırt edecektir.

  1. Hata: Ürünün taşınması, gönderilmesi veya yurtdışında test edilmesi aşamalarına hazırlıksız olunması

Şarjlı cihazlar, bataryalı ürünler, RF modülleri ve gümrük prosedürlerini içeren gönderiler, Türk ekipleri tarafından sıklıkla önemli gecikmelere neden olmaktadır.

Çözüm:

Başvuru öncesinde aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir:

  • Cihaz yurtdışına nasıl gönderilecek?
  • Batarya sökülmeli mi?
  • Prototip zarar görürse yedeği var mı?
  • Gümrük belgeleri hazır mı?

Program sonrası stratejinin ihmal edilmesi, programın tamamlanmasının ardından bazı ekiplerin karşılaştığı önemli bir sorundur. Bu ekipler, programa kabul edildikten sonra, programın devamında atılacak adımlar konusunda yeterli planlama yapmamaktadırlar. Bu durum, programın ilk haftalarında yaşanan aksaklıkların ve tıkanıklıkların temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Özellikle hazırlık seviyesi düşük olan ekiplerde bu sorun daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

  • Üretim nasıl devam edecek?
  • Türkiye’de ekip nasıl organize olacak?
  • Müşteri segmenti hangi ülkede?
  • Pazara giriş stratejisi hazır mı?

Programın tamamlanmasının ardından bu hususlar tespit edilirse, müdahale için geç kalınmış olacaktır.

Çözüm:

Başvuru öncesinde, program sonrası altı ay içerisinde pilot uygulamanın X ülkede başlatılacağı ve üretimin Y lokasyonunda ölçeklendirileceği konusunda net bir hedef belirlenmelidir. Bu tür bir açıklık, uluslararası değerlendirmelerde önemli bir etki yaratmaktadır.

Bu bölümle birlikte, Türkiye’den uluslararası hızlandırıcılara başvururken yapılan yaygın hatalar ve bu hatalardan korunma stratejileri ele alınmıştır.

Şimdi, bu bölümün en kritik son kısmına geçebiliriz.

Hızlandırıcı Programı Seçimi ve Uygulama Stratejileri

Bir hızlandırma programına katılım, donanım girişimleri için kritik bir dönüm noktasıdır. Bu kararın zamanlaması ve hedeflediği ihtiyaçlar, programın etkinliğini doğrudan etkilemektedir. Türkiye’deki girişimciler sıklıkla hızlandırıcıları bir fırsat olarak algılasa da, bu programların stratejik bir araç olarak değerlendirilmesi daha doğru olacaktır. Hızlandırıcıların etkin bir şekilde entegre edilmesi, ürünün başarısı için hayati önem taşımaktadır.

Hızlandırıcı programına katılım için en uygun zamanın belirlenmesi, girişimlerin stratejik planlamasının temel bir unsurudur. Prototip geliştirme aşaması tamamlanmadan, hedef müşteri kitlesi netleştirilmeden veya temel teknik riskler giderilmeden hızlandırıcı programlarına başvurulması, programın potansiyel faydalarını azaltabilir. En uygun zaman, girişimin teknik belirsizlikleri büyük ölçüde azalttığı, ancak iş modeli geliştirme, pazar doğrulama, üretim planlaması veya sertifikasyon gibi konularda desteğe ihtiyaç duyduğu dönemdir. Donanım girişimleri için bu dönem genellikle “prototip sonrası—pilot öncesi” aşaması olarak tanımlanabilir.

İkinci kritik unsur, ekibin yapısı ve hazır oluşudur. Hızlandırıcılar, ekipleri iki temel açıdan değerlendirir: teknik kapasite ve yürütme kapasitesi. Ürünün işlevselliği mevcut olsa da, ekip yoğun mentorluk temposunu sürdürecek disipline sahip değilse, hızlandırıcı deneyimi girişime beklenen faydayı sağlamaktan ziyade yük getirebilir. Özellikle uluslararası programlarda, ekip içindeki rol dağılımının açık ve net olması (örneğin, mühendislik, iş geliştirme, tasarım, operasyon) büyük önem arz eder. Tek bir bireyin birden fazla sorumluluğu üstlendiği bir girişim modelinin hızlandırıcı ortamında başarılı olma potansiyeli sınırlıdır; zira donanım geliştirme, çok disiplinli bir süreçtir ve bu çoklu yük, belirli bir noktadan sonra tek bir kurucunun üzerine binecektir.

Üçüncü olarak, hızlandırıcı programının seçimi, hedef ürünün türüne uygunluğunun titizlikle değerlendirilmesini gerektirir. Örneğin, tüketici elektroniği odaklı bir program, tarımsal sulama kontrol cihazlarının geliştirilmesi için uygun olmayabilir. Benzer şekilde, üretim süreçlerine odaklanan bir program, veri analitiği yoğun bir IoT çözümüne beklenen katkıyı sağlamayabilir. Hızlandırıcı programından maksimum fayda elde etmek için, ürünün sektörüne özgü teknik zorluklar, gerekli sertifikasyonlar ve hedef pazar dinamikleri göz önünde bulundurularak en uygun programın seçilmesi kritik önem taşır.

Son olarak, bir hızlandırıcı programına katılımın yalnızca program süresiyle sınırlı olmadığı unutulmamalıdır. Programın tamamlanmasının ardından, mezun ağı, kurulan tedarikçi ilişkileri, edinilen saha tecrübeleri ve geliştirilen iş disiplini gibi unsurlar, girişimin sonraki aşamalarında da önemli bir rol oynamaya devam eder. Özellikle donanım girişimleri açısından, bu “mezun ağı desteği”, yatırım almaktan daha değerli bir katkı sağlayabilir. Donanım sektöründe hataların maliyetinin yüksek olması ve doğru bağlantıların çoğu zaman belirleyici faktör olması nedeniyle, bu destek, girişimlerin başarısı için kritik bir öneme sahiptir.

Bir hızlandırıcı programına katılım öncesinde, girişimcilerin kendilerine yöneltmeleri gereken temel soru şudur: Bu program, şu anda karşılaştığım ve çözümü konusunda zorlandığım spesifik sorunu ele almakta mıdır? Eğer bu sorunun cevabı net ve kesin değilse, hızlandırıcı programına başvurmak aceleci bir karar olacaktır. Ancak, cevabın net olması durumunda —örneğin, üretim planlaması, sertifikasyon süreçleri, pilot uygulama aşaması, iş modeli geliştirme, pazar doğrulama veya ekip disiplini gibi konularda— ilgili program, girişiminizin büyüme ve gelişim yolculuğunda önemli bir ivme kazandırabilir.

Sonuç olarak, hızlandırıcı programları, donanım girişimleri için kritik öneme sahip hız ve odaklanma avantajları sunmaktadır. Ancak, bu avantajların tam olarak elde edilebilmesi için doğru programın, doğru zamanlamanın ve doğru ürünün seçilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bölümün temel amacı, girişimcilere hızlandırıcı programı seçiminde bilinçli ve stratejik bir yaklaşım benimsemeleri konusunda rehberlik etmektir. Doğru hızlandırıcı programına, doğru zamanda ve doğru ürünle katılım, Türkiye’de veya uluslararası ölçekte bir donanım girişiminin gelişimini yıllarca hızlandırabilir ve rekabet avantajı sağlayabilir.